İSG’nin temel amacı, mesleki tehlikelerin önlenip, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin sağlanması ve geliştirilmesi şeklinde tarif edilebilir. Bu kapsamda iş sağlığı, çalışanların bedensel ve sosyal olarak sağlıklı bir şekilde yaşamaları için gerekli, sağlık kaidelerini içerirken, iş güvenliği, işin yapılması esnasında oluşabilecek tehlikelerden çalışanın sağlığını olumsuz etkileyebilecek risklerden korunabilmek için işçinin yaşamına yönelik tehlikelerin ortadan kaldırılması için gerekli teknik kuralları ele almaktadır. Her iki kavram da birbirinden ayrılamayıp bir bütünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda 4857 sayılı İş Kanunu’nun beşinci bölüm başlığında bir bütün olarak İSG hakkında yeterli bilgi verilmektedir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulduğu tarihten (23 Nisan1920) itibaren İSG gündeme getirilmiş ve çeşitli yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılmıştır.
Zamanına göre, son derece modern hükümlerin yer aldığı Ereğli Havza-i Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun (Ereğli Kömür Havzası Maden İşçisinin Hukukuna İlişkin 151 sayılı Kanun), 1921 yılında iki kanun çıkarılmıştır.
İSG kapsamında ilk önemli adım Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk yasal düzenleme olan 2.01.1924 tarih ve 394 sayılı “Hafta Tatili Yasası”dır. 1926’da yürürlüğe giren “Borçlar Yasası”nın 332’nci maddesinde işverenin iş kazaları ve meslek hastalıklarından doğan hukuki sorumluluğunu ve iş kazası ve hastalık hallerinde işçi yararına bazı hükümleri ortaya koymuştur.
Bir yanıt yazın