1930 yılında yürürlüğe konulan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ve Belediyeler Kanunu İSG ile ilgili hükümler taşımaktadır [1].1936 yılında yürürlüğe giren ve çalışma yaşamının birçok sorunlarını kapsayan 3008 sayılı ilk İş Kanunu ile ülkemizde ilk kez İSG konusunda ayrıntılı ve sistemli bir düzenlemeye gidilmiştir. 3008 sayılı İş Kanunu’nun yetersiz kalması üzerine 1967 tarih ve 931 sayılı İş Kanunu çıkarılmıştır. 931 sayılı Kanunun usul yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından bozulması üzerine bu kanun değişiklik yapılmadan 1971 yılında 1475 sayılı İş Kanunu olarak yürürlüğe konulmuştur.
1475 sayılı İş Kanunu ve buna bağlı çıkarılan Tüzük ve Yönetmelikler ile İSG mevzuat olarak kapsamlı hale getirilmiştir. Bu kanun 23 Mayıs 2003’te yürürlükten kaldırılmış, 4857 sayılı yeni İş Kanunu yürürlüğe konulmuştur. 4857 sayılı yasa ile çalışma yaşamında çok farklı bir döneme girilmiş olup bu yasa ile son derece çağdaş ve gelişmeye açık hükümler getirilmiştir. Söz konusu yasa ile paralel olarak yürürlükte olan 30 Haziran 2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Resmî Gazete’de yayımlanarak, yürürlüğe girmiştir [1].
Mesleki bağımsızlık ilkesi, AB ülkelerinde ve 161 sayılı sözleşmesinde düzenlenmiştir. Bazı ülkelerde, iş güvenliği uzmanlarının İSG ile ilgili konularda görüş belirtme ve önlem alınmasını isteme hakkı ile iş güvencesinin yasalarda tanımlandığı görülmektedir. İşletme düzeyinde, İSG yönetimi ve örgütlenmesi açısından diğer bir önemli yapı da İSG Kurullarıdır. Risk Değerlendirme Ekipleri de bu çalışmalar için önemli ve gereklidir.
Sendikaların ve STK’ların ve İSG yönetiminde önemli görevleri bulunmaktadır. İş kazaları, hem ülkemizde hem de AB’de %82 oranında 250’den az işçi istihdam eden işyerlerinde meydana gelmektedir.
Bir yanıt yazın